
BİR GENÇ ŞAİRİN ARDINDAN: CIHANGIR MIRZA NAMAZOV
Bazı ölümler vardır; insanın kalbine bir haber gibi değil, ansızın inen karanlık bir sessizlik gibi düşer.
Bir an gelir, dünya yerinde duruyor görünür; ama insan bilir ki artık hiçbir şey eskisi gibi değildir.
Cihangir Mirza Namazov’un vefat haberi de işte böyle geçti içimizden.
Gençliğin en diri çağında, kaleminin en verimli eşiğinde, hayata ve şiire böylesine içten bağlanmış bir yüreğin ansızın susması, yalnız yakınlarını değil, onu az çok tanıyan herkesi derinden yaraladı.
O, ömrünü büyük göstermeye çalışanlardan değil; varlığını emeğiyle, gayretiyle, kalemiyle duyuranlardandı.
Henüz çok gençti; ama gençliğini boş bir heves gibi değil, şiire adanmış sahici bir ateş gibi taşıyordu.
Sözün peşinden gidiyor, adını yalnız kendi çevresinde değil, dünyanın dört bir yanındaki edebiyat iklimlerinde de duyurmak için büyük bir istek ve çaba gösteriyordu.
Dergilerde, mecralarda, edebî çevrelerde yer bulmak; şiirini uzak dillere, uzak ülkelere ulaştırmak onun için yalnızca bir görünür olma arzusu değil, şiire duyduğu hakiki inancın bir nişanesiydi.
Çünkü o, şiiri yalnız yazmıyor; şiirin içinde yaşıyordu.
Bazı insanlar genç yaşta olsalar bile içlerinde erken olgunlaşmış bir ruh taşırlar.
Cihangir de öyleydi.
Heyecanı vardı; ama bu heyecan kuru bir acele değildi.
Işığı vardı; ama bu ışık gelip geçici bir parıltı değildi.
Onun içinde, geleceğe uzanacak gerçek bir şair damarının attığını görmek mümkündü.
Bu yüzden ardından duyulan acı sadece bir ölüm acısı değil; yarım kalmış dizelerin, söylenememiş mısraların, henüz tam açmadan dalından kopan bir istidadın acısıdır.
İnsanın en çok da buna yüreği dayanmıyor.
Çünkü bazı isimler için ölüm kelimesi fazlasıyla erken, fazlasıyla sert, fazlasıyla yakışıksız duruyor.
Daha çok yazmalıydı.
Daha çok görünmeliydi.
Daha çok duyulmalıydı.
Daha çok yaşamalıydı.
Fakat kader, bazen en güzel cümleyi en beklenmedik yerden yarım bırakıyor.
Bugün onun ardından söylenecek her söz biraz eksik, biraz mahzun, biraz boynu bükük kalacaktır.
Çünkü giden yalnız bir insan değil; aynı zamanda bir ümit, bir ses, bir edebî yürüyüş, bir gelecek ihtimalidir.
Ardında bıraktığı şiir sevgisi, çalışma azmi, edebiyata olan bağlılığı ve genç yaşına rağmen taşıdığı o parlak istikbal duygusu, onu tanıyanların hafızasında uzun süre silinmeden yaşayacaktır.
Rabbim rahmetiyle muamele eylesin.
Mekânı cennet, ruhu şad olsun.
Ailesine, sevenlerine, dostlarına ve Özbekistanlı kardeşlerimize sabır ve başsağlığı diliyorum.
Cihangir Mirza Namazov artık bu dünyanın fanî sesleri arasında değil belki; ama güzel kalemler kolay unutulmaz.
Bazı isimler toprağa verilse de kelimelerin içinde yaşamaya devam eder.
Onun adı da, genç yaşta sussa bile, şiirin hüzünlü hafızasında yaşamayı sürdürecektir.
Allah rahmet eylesin.
Nurlar içinde uyusun.
Genç yaşta göçen bu güzel şairin hatırası da kalemi de daima saygıyla anılsın.
Caroline Laurent Turunc-Işığın Şairi
Oxuyun >> Gözündə tük var
Zaur Ustacın şeirləri haqqında