Prof. Dr. Kerem KARABULUT Bakıda səfərdədir

Prof. Dr. Kerem KARABULUT

Atatürk Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ERZURUM
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı
Kerem Karabulut Bakıda səfərdədir.

Türkiyəli professor Aşıq Ələsgər irsinə ehtiramını Bakıda ifadə etdi
Türk dünyasının ortaq mənəvi dəyərlərindən olan böyük söz ustadı Aşıq Ələsgər haqqında Türkiyədə elmi-ədəbi araşdırma qələmə alan professor Bakının mərkəzində ustadın təsviri önündə xatirə fotosu çəkdirərək Aşıq Ələsgər irsinə olan hörmətini ifadə edib.
Professor Kerem Karabulutun Aşıq Ələsgərin həyatına, fəlsəfi dünyasına və türk mədəniyyətindəki yerinə həsr olunmuş yazısını oxuculara təqdim edirik.

Aşık Elesker, 1821-1926 yılları arasında yaşayan ve Aşıklık geleneği denilince en çok ismi bilinen birisi olarak öne çıkmaktadır. Doğduğu ve yaşadığı bölgenin bugünkü Ermenistan sınırları içerisinde olan Basarkeçer’in Ağkilse köyü olması, bu bölgenin kadim Türk yurtlarından birisi olduğunun da ispatıdır. Hem söz yazan hem de saz çalıp söyleyen Aşık Elesker Azerbaycan Edebiyatının dünya Aşıklık kültürüne hediye ettiği en önemli değerlerden biridir. Aşık Elesker gibi bilge ozanların sazı ve sözünden her insanın kendine özgü ders çıkarması ve hayatı algılayıp sevgi ve muhabbeti ön plana çıkarması mümkün olmaktadır. Çünkü, Aşık Elesker gibi her aşığın hayatında yaşadığı aşk acısı veya inişli çıkışlı yaşam süreçleri onları pişirmekte ve ürettikleri eserler ile insanlara ışık saçan birer meşaleye dönüşmektedirler. Örneğin, İktisatçılara bile ders çıkarabilecekleri sözleri bulunmaktadır.
Qafil dilim, bu nə yoldu tutubsan,
Sərf еdirsən nə kamaldı dünyada.
Dövlətə güvənib, gül tək açılma,
Çox sənin tək güllər soldu dünyada.

Görüldüğü gibi vara dövlete güvenerek yanlış yapılmamasını veya iktisadi güce sahip olanların toplum düzenini bozucu davranışlara girmemesini bir çok dörtlüğünden anlamak mümkün olmaktadır. Bu nedenle, Aşık Elesker gibi pek çok Aşığın insanlara yaşadıkları ve söyledikleri ile aynı zamanda bir hayat dersi verdikleri görülmektedir.
Aşıkların hayat hikayeleri okunduğunda, genellikle bir gönül ilişkisi ile bu duyguların gelişip ilerlediği görülmektedir. Aşık Elesker’in hayat hikayesinde de bu durum geçerlidir. Aynı durum Muhammed Hüseyin Şehriyar’ın hayatında da yaşanmıştır. Tıp fakültesinde okuyan Şehriyar, aşık olduğu kıza kavuşsaydı belki de Şehriyar diye bir şair olmayacaktı. Aşık Elesker ise fakir olduğu için kavuşamadığı sevdiğinden dolayı üzüntü yaşamış ve kırk yaşına kadar da evlenmemiştir. Ancak bu sevda Aşık Elesker’i ortaya çıkaran en önemli sebep olmuştur denilebilir. Burdan şu sonuç çıkarılabilir, aşk duygusu aşığın dünyasını bir taraftan karartırken, diğer taraftan insanlığa umut ve yol gösterici ifadelerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Aşık Elesker Türkiye’de Doğu Anadolu Bölgesi ve özellikle Azerbaycan kökenli insanlar ile Azerbaycan Türkçesini bilenler arasında iyi bilinmektedir. Hatta bu insanlar iyi söz söyleyen veya türkü okuyan birisine iyi durumu ifade etmek için “Aşık Elesker söylüyor” şeklinde bir ifade kullanırlar.
Aşık Elesker’in bu kadar etkili olmasına sebep olan bir diğer konu ise, onun aileden gelen söz söyleme geleneği ve Azerbaycan Türklerinin genel olarak duygusal yapıya sahip olmaları ve zengin bir sözlü ve yazılı edebiyat kültürünün varlığı ile açıklanabilir. Duygu dünyası zengin olan toplumlarda söz veya şiir üretiminin çok olacağını söylemek mümkündür.
Çıldırlı Aşık Şenlik’in Aşık Elesker ile görüştüğü ve karşıklı atışmalar yaptıkları iddiası ilginin artmasında önemli etkenlerden biridir. Çünkü bölgede iyi bilinen Aşık Şenlik’in karşılaşması dikkat çekici olmaktadır. Aşık Elesker’in sözlerinin hem felsefik yönü bulunmakta hem filozofik ifadeler içermekte hem de kavuşamadığı ilk aşık olduğu hanıma yönelik gizli gizli vurgularını hissetmek mümkündür. Aşağıdaki dörtlükleri bu durumları yansıtmaktadır.
Ala gözlüm, səndən ayrı düşəli,
Hicranın qəmiylə kef eyləmişəm,
Ah-vayınan günüm keçib dünyada,
Dərd alıb, qəm satıb, nəf eyləmişəm.

Mən aşığam, yasaq yoxdu dilimə,
Şükr еylərəm haqdan gələn .zülümə.
Sənin kimi gözəl kеçməz əlimə,
Yüz il gəzsəm bu dünyanı baş-başa.

Səksən il qurğuna qıldım tamaşa,
Səndə bir еtibar görmədim, haşa…
Hеç kəs dövran sürüb çıxmadı başa,
Əkməz kotan kimi xama çəkirsən.

Səksəni, doxsanı ötübdü yaşım,
Gor deyə tərpənir bəlalı başım.
Əzrayıl həmdəmim, məzar yoldaşım,
Daha köç təblini çal, qoca baxtım!
Azerbaycan dışındaki Azerbaycan kökenli insanların Aşık Elesker’i çok yakınen bilmeleri ve onun sözlerini ezberlemeleri, kültüre duyulan özlemin ve Azerbaycan Türkçesinin iyi bilmenin bir sonucudur denilebilir. Örneğin, Türkiye’nin Kars, Iğdır ve Ardahan gibi şehirlerinde Azerbaycan Türkleri ağırlıkta yaşamaktadır. Bu şehirlerdeki her Azerbaycan Türkü ya Aşık Elesker’den bir söz bilirler veya Aşık Elesker’i isim olarak bilmektedirler. Bu durum, kültürel ve konuşma dilinin aynılığıyla açıklanabilir. Türkiye Türkçesinde Elesker ismi “Ali Asker” olarak kullanılmaktadır. Oysa Azerbaycan Türkçesinde bu kelime “Elesker” olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle, ilgili aksanı iyi bilmek şairi veya şairin sözlerinin sevilmesinde önemli rol oynamaktadır.
Aşık Alesker’in uzun boylu, alnı açık, iri yapılı, bedence çok sağlam ve kuvvetli bir adam olduğu ifade edilmektedir. Kara gözleri, kalın, kara çatık kaşları, dolgun yüzü olduğu ve güçlü bir bünyeye sahip olduğu için de 105 yaşına kadar yaşamıştır. Aşık Elesker ömrünün son zamanlarını doğduğu köyde değirmencilik yaparak geçirmiş ve 1926 yılı Mart ayının 7 sinde 105 yaşında Ağkilse köyünde vefat etmiş ve burada da defnedilmiştir. Ancak, 1988 yılında Basarkeçer bölgesindeki Türk halkının göçe zorlanması ile buradaki Türkler yeniden topraklarını terketmişlerdir. Türkler bu bölgeyi terk ettikten sonra da birçok eski Türk eserlerinin olduğu gibi Aşık Alesker’in Ağkilse köyündeki mezarı da Ermeni güçleri tarafından tahrip edilerek yok edilmiştir. Bu durum bile Ermenilerin caniliklerin ve toplumların değerlerine saygısızlığının en önemli göstergesidir.
Aşık Elesker’e ait hem Türkiye’de hem de Azerbaycan’da tanıtıcı filmler yapılması, müzeler kurulması ve sözlerinin genç edebiyatçılara bir çok dile çevrilerek ulaştırılması gelecekte bu kültürün yaşatılması ve tanıtılması açısından önem arz etmektedir. Ayrıca, o döneme ait saz ve giyim gibi unsurların günümüz ozanları tarafından çalıp söylendiği zamanlarda kullanılması ve tanıtılması da kültürün yaşatılması için etkili olacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar
https://edebiyatvesanatakademisi.com/asik-edebiyati-asiklar/asik-elesger-agkilise-azerbaycan-hayati-ve-sairligi/246 (Giriş tarihi:23.02.2021).
https://az.wikisource.org/wiki/Eyl%C9%99mi%C5%9F%C9%99m (Giriş tarihi:23.02.2021).
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%82%C5%9F%C4%B1k_Alesker (Giriş tarihi:23.02.2021)…

Məlumatı hazırladı: Leyla Mahirqızı

DAHA ÇOX YENİ MƏLUMAT

Oxuyun >> Gözündə tük var

Zaur Ustacın şeirləri haqqında

YAZARLAR.AZ

[>>>>>>BU HEKAYƏNİ MÜTLƏQ OXU<<<<<<]

[>>Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana<<]

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir. Gərəkli sahələr * ilə işarələnmişdir