Etiket arxivi: Nuray Bilgili

HUN VE GÖKTÜRKLERDE Yemin Töreni ANT İÇME RİTÜELİ

HUN VE GÖKTÜRKLERDE Yemin Töreni ANT İÇME RİTÜELİ
(Çizimler Macar ressamlara aittir ve Ant İçme törenini ifade eder)

Türkçe “Ant” kelimesi, yemin etmek, söz vermek tanımlarının karşılığıdır. İnan’a göre; Yakutlar “Andıgar” Çuvaşlar “Antah”, Kalmuklar “Andıgar”, Uygurlar “Ant İçmek” fiilini “Andık” şeklinde kullanırlar. Ant töreni hakkında ilk bilgiler M.Ö. V. yüzyılda Herodot tarafından verilmiştir. Buna göre İskitler ant içerken kendilerini hafifçe yaralarlar, kanlarını bir kaba damlattıktan sonra silâhlarını o kana batırırlar ve her iki taraf dualarını tekrarlayarak bu kaptan içerlerdi.

Eski Türkler “Ant” töreni için önlerine kılıç, ok veya başka bir silâh koyarlar ve bir kaptaki kana kımız, süt veya şarap karıştırarak içerlerdi. Ant içme ritüeli ile ilgili en eski kayıtlardan biri, m.ö. 1. yüzyıla aittir ve Çin elçileri ile Hun hakanı Huhanye arasında yapılmıştır. Töreni gerçekleştirmek için, Tanrının makamına en yakın yer olan ve dünyanın merkezi olarak kabul edilen Hun dağına çıktılar. Beyaz bir at kurban ettiler ve kılıçlarını Yüeçi hanının kafatasından yapılmış, içi şarap dolu kadehe batırarak “Ant” içtiler. Heredot İskitlerin savaş tanrısı olarak kabul ettikleri Ares’e (Mars) at kurban ettiklerini ve bir tepecik üzerine saplanmış kılıç üzerine ant içtiklerini yazar.


Nuray Bilgili,

GÖKTÜRK QRUPU

Nuray Bilgili – OTAĞ TAKVİMİ

OTAĞ TAKVİMİ
Fotoğrafta gördüğünüz gibi, Otağlarda yaşayan Türkler Takvimi ve Saati, Tündük adı verilen Otağın Aydınlık Açıklığına göre ayarlardı. Güneşin açısına göre, Tündükten giren Gün Işığı mevsimleri ve saati gösterirdi. Otağın tepesindeki aydınlık açıklığında gördüğünüz artı işareti Güneşi ve “Göğün Odağını” yani merkezini simgeler. 4 Kol ise dört yön ve 4 mevsimi ifade eder. Türk kozmoloji düşüncesinde gece göğünün “Odağı” Kutup Yıldızı, Gündüz göğünün “Odağı” ise Güneştir. Odak kelimesi Otağ kelimesinden gelir. Çünkü Türk kozmoloji düşüncesinde Otağlar Kozmosun küşük bir minyatürüdür ve Dünyanın Merkezinde sayılır.
Türk Otağları Evrenin küçük bir arketioidir ve Ay döngüsüyle uyumlu olacak şekilde 28 dilimlidir. Yani Türkler Ay Tavimini de kullanır ve Ay Konaklarını da bilirdi.

Bu yüzden Otağlar gelişigüzel kurulmaz. Otağ 4 yöne bakacak şekilde kurulur. Kapı mutlaka Güney yönüne açılır. Türklerde Güneyin kutsallığı olsa da asıl Kuzey yönü de çok önemlidir. Kuzey Yırgaru-Yukarı şeklinde tanımlanır ve Kutup Yıldızı bu konuma yerleştirilir. Kutup Tanrının makamı sayılır.

Nuray Bilgili

Mənbə: GÖKTÜRK QRUPU

Nuray Bilgili – TAŞ BABA

TAŞ BABA

Türk Beylerine ait heykel biçimli mezar taşları.
Bu heykeller genel olarak “Balbal ya da Taş Baba” olarak bilinir. Eski Türk inançlarında ölen önemli kişilerin Tanrı katına yükseldiği ve orada ebedi bir hayata başladığı düşünülür. Özellikle Göktürklerde savaşta ölmek ölümlerin en şereflisidir. Bundan dolayı Alp’ların mezar ritüelleri de özeldir. Onların mezar taşları, “Hayat Suyu” inancına uygun bir şekilde, ellerinde “İçki Kadehi” tutar vaziyette yapılır. Bu ikonografi, Tanrı katında ve Cennette ebediyete kadar yaşayacakları anlamı taşır. Bir bakıma onlara “Tanrısallık” atfedilir. Bu inanç biçimine “Atalar Kültü” adı verilir. Türkler, ölen önemli insanların “Eren” olduğunu düşünür. Kime Eren? Elbette Tanrıya Eren. Alp Eren kavramı da bu inanç ve düşünce ile bağlantılıdır. Bu mezar taşlarının “Kozmik Merkezler”, Tanrı ve insan arasında “Kozmik Yollar” olduğu düşünülür. İşte bu yüzden, dualar bu merkezlerin başında yapılır, dilekler bu merkezlerin başında dilenir ve kurbanlar bu merkezlerin başında kesilir.

Ünlü Macar antropolog ve psikiyatrist Geza Roheim’e göre, Arkaik çağlarda ölen ya da öldürülen her şey BABA olur. Bu bağlamda Türklerdeki Ölümle ilgili ATALAR KÜLTÜ bu kuramla örtüşür. Türkler ölen Atalarına saygı duyar, “Taş Baba” tabiri ile de onları onurlandırır. Ataların ölümünden sonra, onlara karşı duyulan korku ve saygı, bu taş heykeller ile ifade edilir. Eliade’ya göre ölen Baba-Atanın ruhu bu taş heykeller içine sabitlenir ve bir anlamda “tehlikesiz” hale gelir.

Anadoludaki Türkler hala mezar, türbe ve kümbetlerde bu ritüelleri sürdürür. Kurbalarını keser, dileklerini bağlar ve dualarını bu “Kozmik Merkezlerde” yapar. Çünkü Tanrıya en yakın olan yerler, Ataların yattığı yerlerdir.

Nuray Bilgili

Mənbə: GÖKTÜRK QRUPU