
YUSUFUN RÜYASI
(Değerli Yusuf kardeşim için…)
Sonra bir ses geldi
Yedi kat semanın ardından :
“Hiç şüphesiz her zorluktan sonra bir kolaylık vardır…”
Ama dünya kötülere meydan,
İyilere dardı…
Sonra gece oldu,
Ay zifiri karanlığı
Gümüşü kılıcıyla yendi…
Yusuf beşikteki yavru gibi
Kuyunun bir köşesinde
uykuya dalmıştı…
Sabah olduğunda
Güneş
meleklerin aynası gibi
ışık saçıyordu
Mavi bulutların
gözlerini kamaştırırcasına…
Babasının en sevimlisi
kimsesiz kalmıştı kuyuda,
Çatlamış toprak misali
dudakları kurudukça
uykusu kaçıyordu…
Sonra yağmur yağdı
ellerine, yüzüne…
Çiy düşmüş
gül leçekleri misali
dalgalı, kızılı saçlarına,
nar yaprağı kirpiklerine…
Avuçlarında ısındı
yağmur damlaları,
bir annenin göz yaşları gibi
Narin-narin, usul-usul…
Sonra başının üstündeki
gökkuşağında
Züleyhanın hayalini gördü
Hangisi daha acımasızdı,
Züleyhanın zindanı,
yoksa
Kardeşlerinin tuzağı?
Kim idi, ne idi kutsal olan,
Züleyhanın aşkı,
yoksa
Yusuf’un rüyası?..
Akar su gibi duru,
Ay gibi güzel Yusuf,
Elbet, önüne çok kuyular çıkacaktır…
Sen hep önüne bak…
Ama en büyük
kötülüğü de
kardeşlerinden
gördüğünü unutma
Olur mu?
Gerçeği kendisinde
aramayan
Başkasında
bulur mu?
25.03.2025 Eskişehir
MÜƏLLİF: Turan NOVRUZLU