Etiket arxivi: Türklər

Büyük Türk Kağanlığı Kült Kompleksi Bozkırın Tarihini Değiştiriyor

Büyük Türk Kağanlığı Kült Kompleksi Bozkırın Tarihini Değiştiriyor

Arkeologlar, Kazakistan’ın doğu bölgesindeki Tarbagatay ilçesindeki uzak bir vadide, MS 6.-8. yüzyıllar arasında Batı Göktürk Dönemi’ne kadar uzanan bir Türk Kağanlığı kült kompleksini ortaya çıkardılar. Eleke Sazy Kağan sosyal kompleksi olarak adlandırılan bu, ilk olarak 2016 ve 2018 yılları arasında yapılan kazılarda son zamanlarda arkeoloji camiasının dikkatini çeken bir sitedir.

Unutulmaz bir keşif! Kült Kompleksi ve Altın Kuşak
TRT Haber’in haberine göre, Kazak arkeolog Profesör Zainolla Samashev’in çabalarıyla yapılan kazılarda, MÖ 9. yüzyıldan MS 7. yüzyıla kadar uzanan farklı yaşlarda 300’den fazla kurgan ve antik mezar höyüğü gün ışığına çıkarıldı.

Batı Göktürk Kağanlığı’nın anıt kült kompleksinin keşfi, Moğolistan dışında bulunan bu türden ilk eser olması ve özellikle İslam öncesi Türk sanatı ve arkeolojisi bağlamında bakıldığında büyüleyici olması nedeniyle bu tarihi anlatıyı değiştirmiştir.

Özellikle buluntulardan biri göze çarpıyor – bir Göktürk Kağan’ın yüzüyle süslenmiş altın bir kemer tokası! Bu keşif, tarihte ilk kez böyle bir eserin ortaya çıkarılmasıdır.

Alanda görev yapan arkeologlardan Dr. Serhan Çınar, eseri şöyle anlattı:

“Süslemenin kompozisyonunda, Kağan’ın geleneksel Türk tipi bağdaş kurmuş oturarak tasvir edildiği ve başında üç köşeli haleyi andıran bir taç bulunduğu görülmektedir. Toka süslemesinde yer alan görseller de Kağan’ın oturduğu tahtı ve ona hizmet eden nedimeleri net bir şekilde göstermektedir. Tahtı çevreleyen çiçeklerin Budist sanatında sıklıkla kullanılan lotus çiçekleri olduğu düşünülüyor.

Asalet ve Kraliyet: Kemer Siyaseti
2021 yılı kazı çalışmaları sırasında, Eleke Sazy Kağan kompleksinin kurgan alanında, soyluluğu ifade eden ve “prens” anlamına gelen bir unvan olan Tegin’e ait kişisel eşyalar ortaya çıkarıldı. Ancak, dikkatleri üzerine çeken altın kemer tokasıydı.

Altın plakalardan yapılmış toka, tahtında oturan, taç takan ve yemin kadehi tutan bir Göktürk Kağan’ı tasvir ediyordu. Bir başka araştırmacı olan Profesör Dr. Zainolla Samashev, bu süslemenin sadece sanatsal bir yaratım olmadığını, aynı zamanda Türk halklarına atfedilen edebi bir miras olduğunu vurguladı.

Göktürk halkının kültürel uygulamalarını inceleyerek, kemer tokası da dahil olmak üzere kurtarılan nesnelerin muhtemelen Kağan’ın cenaze töreni sırasında mezara yerleştirildiğini açıkladı. Eski Türk devletlerinde hakimiyetin sembolü olan altın kaplama kemer, 8. yüzyılın sonlarına ait bir bağlantıya işaret ediyordu. Tokanın sahibi, o döneme ait Kağanlardan biri veya alternatif olarak, Kağan’a bağlı bir Tudun olabilir ve kemeri hükümdarın oğluna hediye olarak sunan, hakimiyet ve bağlılığı simgeleyen bir Tudun olabilir.

Prof. Dr. Samaşev, “Göktürk’ün defin törenlerine baktığımızda merhumun mezarına kişisel eşyalarını ve silahlarını koymak bir görevdi. Ele geçen eşyalar arasında altın plakalardan yapılmış bir kemer tokası da vardı.” açıklamasını yaptı.

Mezar kompleksi, ayrı avlu duvarları ile çevrili iki ayrı bölümden oluşmaktadır; ancak, bölümlerin birleştiği yerde ortak bir duvarı paylaşıyor gibi görünmektedirler. Killi toprak ve çakıl karışımından inşa edilmiş avlu duvarları ile tanımlanan mezar kompleksinin boyutları yaklaşık 90 x 50.90 metredir (295.27 x 166.99 ft). (TRT Haber)

TRT Haber’in haberine göre, Prof. Dr. Zainolla Samashev sözlerini şu sözlerle tamamladı:

“Tabii ki, bu merkez Batı Göktürk hanlarından birinin anısına inşa edilmiş bir kompleksti. Daha sonra burası hanın geride bıraktığı halk için büyük bir hürmet merkezine dönüşmüş ve buraya büyük bir türbe inşa edilmiştir. Bu tür ilk merkez, Kazakistan’ın Altay bölgesindeki Tarbagatay Dağları’nda inşa edildi. Tabi bu külliye, mimari üslubu, ölü gömme törenleri, ele geçirilen buluntular ve dini inanç kültü açısından Türk dünyası için büyük önem arz etmektedir” dedi.

Yazar: Sahir Pandey

Resim Bilgisi: Kazakistan’da keşfedilen Batı Göktürk dönemi kompleksinin havadan görünümü

Mənbə: GÖKTÜRK QRUPU

Türklər – Biz kimik? – Tarix

Tarihte İran’ı Yönetmiş 10 Türk Devleti
İran coğrafyası 1600 yıl Türk hakimiyetinde kalmış şu anda da 50 milyon Türkün yaşadığı bir coğrafyadır.

  1. Gazne Devleti
    Samanîler’den ayrılıp Afganistan’ın Gazne kentine yerleşen Alp Tegin’in 961 yılında kurduğu devlettir. Tam anlamıyla bağımsızlığı 977’de Sebük Tigin’in başa geçmesiyle gerçekleşmiştir. Daha sonraları İran üzerine yayılan Gazneliler, en parlak dönemini Sultan Mahmut ile yaşamıştır. Bu dönemde hem Hindistan’a 17 kez sefer yapılarak İslam bu bölgede yayılmış, hem de Abbasi Halifeliği Büveyhoğulları’ndan korunmuştur. Selçuklular’ın 1040 yılında yapılan Dandakan Savaşı ile güç kazanmasının ardından Gazneliler dağılmış, 1186’da Gurlular’ın son Gazneli sultanı Hüsrev Melik’i tutsak almasıyla devlet resmen son bulmuştur.
  2. Büyük Selçuklu Devleti
    Selçuk Bey’in Müslüman olduktan sonra Oğuz Yabgu Devleti’ne vergi vermeyi istemeyişi ile kurulan Selçuklu Devleti, Selçuk Bey’in torunları Tuğrul ve Çağrı’nın 1038’de Gazneliler’den ayrılmasıyla bağımsız olmuştur. Selçuklu Sultanı Alparslan, Malazgirt Savaşı’nda Bizans’a karşı zafer elde ederek günümüz Türkiye’sinin temelini atmıştır. Her açıdan mükemmel bir uygarlık kuran Büyük Selçuklu Devleti, Katvan savaşı’nda Karahıtaylar’a yenilince büyük ölçüde dağılmış, 1157 yılında Sultan Sencer’in göçebe Oğuzlar’a tutsak düşmesiyle resmen yıkılmıştır.
  3. İldenizliler
    Şemseddin İldeniz, Selçuklu Devleti’nde kölemen bir askerken, gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle çöküş sürecindeki Selçuklu içerisinde kısa sürede atabeyliğe yükselmiştir. 1142 yılında Irak Selçukluları’na karşı güç kazanarak bağımsız olmuştur. Gürcüler ve Ermeniler üzerine birçok başarılı sefer yaparak, Nahçıvan’dan yönettiği devletini genişletmiştir. İldenizliler ilerleyen yıllarda İran içlerine kadar yayılmıştır. Ancak, 1220’deki Moğol saldırılarıyla zayıflayan İldenizliler, 1225 yılında Harezmşahlar Devleti’ne bağlanmıştır.
  4. Harezmşahlar Devleti
    Büyük Selçuklu Devleti’nin Hive kentinde vali olan Anuş Tekin’in oğlu Kutbuddin Muhammed, 1097 yılında ‘Harezmşah’ unvanı alarak bu bölgeyi yönetmeyi sürdürmüştür. Atsız Harezmşah döneminde yarı bağımsızlık elde eden Harezmşahlar, İl Arslan döneminde Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılmasıyla bağımsız olmuştur. Türkistan, İran ve çevre bölgelere yayılan Harezmşahlar Devleti’nin yönetim biçimi ve sanat tarzı Selçuklular’ın devamı niteliğindedir. Celaleddin Harezmşah’ın Yassıçemen Savaşı’nda Anadolu Selçukluları’na yenilmesiyle zayıflayan Harezmşahlar Devleti, Moğol Hanı Ögeday tarafından 1231’de yıkılmıştır.
  5. Timur İmparatorluğu
    Çağatay Hanlığı’ndaki iç karışıklıklar sırasında güçlenen Emir Timur, 1370 yılında kendi adıyla anılacak devleti kurmuştur. Bu devlet, kısa sürede Harezm, İran, Kafkas, Deşt-i Kıpçak, Hindistan, Irak, Suriye ve Anadolu’ya yayılan büyük imparatorluğa dönüşmüştür. Bu sürede Çağatay Hanlığı, Altın Orda, Celayiriler, Karakoyunlular, Osmanlılar gibi birçok devlet, Timur tarafından yıkılmıştır. Timur, 1405 yılında Çin’i fethetmeye giderken ölmüştür. Onun ardından Timurlular siyasi olarak yeniden güçlenememiş olsa da, birçok bilim ve sanat alanında ilerleme sürmüştür. Timur İmparatorluğu, 1507’de Şeybani Han’a bağlı Özbekler’in başkent Herat’a girmesiyle yıkılmıştır.
  6. Karakoyunlular
    Göçebe bir Türkmen boyu olan Karakoyunlular, İlhanlılar’ın çöküşünü fırsat bilip 1380’de Bayram Hoca önderliğinde bağımsız olmuştur. 1400 yılında Karakoyunlular’ın başındaki Kara Yusuf, Timur’dan kaçıp Osmanlı’ya sığınmıştır. Timur öldükten sonra Tebriz’i alarak hükümdarlığa devam etmiştir. Karakoyunlular, ilerleyen yıllarda İran içlerine kadar yayılsa da, Akkoyunlular’dan Uzun Hasan’ın Karakoyunlu önderi Cihan Şah’ı öldürmesiyle çöküşe geçmişlerdir. 1469 yılında bu devlet resmen yıkılmıştır.
  7. Akkoyunlular
    Diyarbakır, Elazığ ve Azerbaycan yörelerinde etkin bir Türkmen boyu olan Akkoyunlular, Kara Yülük Osman Bey döneminde 1378’de bağımsızlık elde etmişlerdir. Devletlerini korumak için Ankara Savaşı’nda Timur’a yardım etmişlerdir. Timur da bu yardımlarından dolayı Malatya ve Diyarbakır’ı Akkoyunlular’a vermiştir. Kara Yülük Osman Bey’in ardından Akkoyunlular’ın başına Uzun Hasan geçmiştir. Onun döneminde Akkoyunlular, Horasan’dan Anadolu’ya, Kafkaslar’dan Umman Denizi’ne kadar uzanan büyük bir devlet olmuştur. Bu büyüme Osmanlılar’ın dikkatini çekmiştir. Fatih Sultan Mehmet, Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıktıktan sonra yönünü Akkoyunlular’a çevirmiştir. Otlukbeli Savaşı’nda Osmanlı’dan ağır bir darbe alan Akkoyunlular çöküş sürecine girmiştir. Uzun Hasan’ın ölümünden sonra çıkan kargaşadan yararlanan Safevi Şahı İsmail, 1508’de bu devlete son vermiştir.
  8. Safevi Devleti
    Anadolu çevresindeki sekiz Türkmen boyunun 1501 yılında Şah İsmail önderliğinde birleşmesiyle kurulmuş ve Akkoyunlular’ın yıkılmasıyla Tebriz’de hüküm sürmeye başlamış Türk devletidir. Sonraki yıllarda İran’ın tamamını ele geçiren ve bu coğrafyada Şii inancı yayan Safeviler’in en büyük düşmanları, mezhep çatışmasından dolayı Osmanlılar ve Özbekler olmuştur. 1510 yılında Safevi Kızılbaşlar, Özbekler’e karşı büyük bir zafer elde etmiş ve Horasan’ı almışlardır. Ancak bu başarıyı Osmanlı’ya karşı gösterememişlerdir. Çaldıran Savaşı’nda Yavuz Sultan Selim, Tebriz’i alarak Safeviler’e karşı üstünlük sağlamıştır. Yağmalamalar ve ayaklanmalarla zayıflayan Safevi Devleti, Afganlar tarafından 1736’da yıkılmıştır.
  9. Afşar Hanedanı
    Afşar Hanedanı, Nadir Şah’ın 1736’da İran’ı ele geçiren Afganlar’a karşı kurduğu devlettir. Nadir Şah başa geçtikten sonra Afganları İran’dan geri püskürtmüş ve Delhi’ye kadar ilerlemiştir. Delhi’den elde ettiği servet ile üç yıl vergi almamış, Safevi Devleti’nin çökmesiyle darmadağın olan İran’ın yaralarını sarmıştır. Bu nedenle İran’ın onarıcısı olarak bilinir. Nadir Şah, Afganlar’ın yeniden ayaklanmasını önlemek için Sünniliğe yakın durmuştur. 1747’de Nadir Şah’ın ölmesiyle dağılan devlet, 1796’da tarih sahnesinden çekilmiştir.
  10. Kaçar Hanedanı
    Kaçarlar, Safevi Devleti’nin kurulmasına yardım etmiş bir Türkmen boyudur. Afşar Hanedanı’nın yıkılmasından sonra İran’da siyasi karışıklık başlamış ve birçok yeni devlet ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de Ağa Muhammed Han’a bağlı Kaçarlar olmuştur. Ağa Muhammed Han, Kaçarlar’ın siyasi birliğini sağladıktan sonra İran’daki diğer devletlerle mücadele etmiştir. 1796’da İran siyasi birliğini sağlayan Ağa Muhammed Han, başkenti Tahran olan Kaçar Hanedanı’nı kurmuştur. Bu Türk kökenli hanedan, 1925 yılında Rıza Şah Pehlevi’nin Kaçar hükümetini kontrolü altına alıp Pehlevi Hanedanı’nı kurmasına dek İran’ı yönetmiştir.

Mənbə və müəllif: Muzaffer Kılıç

Əbilin gündəliyindən – oxu

Əbilin gündəliyindən:
TÜRKLƏR HAQQINDA

21 yanvar 2007:-Biz türkük.Yaşamayan mədəniyyıtlərin,olmayan dövlətlərin gördüyü,sevdiyi bir millətin övladlarıyıq.Zəngin bir mədəniyyətimiz var.Mədəniyyətin,mədəniliyin özü olan OCAĞI ilk dəfə biz alovlandırmışıq.Dünyanın heç bir mağarasında ayı yaşamayanda,biz bir insan olaraq Azıx mağarasında ocağın içığına yığışmışıq.Miflər ölkəsi Hindistanı ilk dəfə bizim Altayda,Tyan-Şanda alışdırdığımız alov işıqlandırıb.Göylərin də yerlər qədər sehrli oldugu bir çağda səma miflərini ocağın ətrafında doğulan oğullarına ad seçib atalarımız,böyüklərimiz,ulularımız.Hindistanda dünyanın ən qədim mifoloji dini yarananda,türklər artıq miflərdən danışmırdılar.Dünyanın ən qədim dastanlarını-bizim dastanları yazıya köçürürdülər.Qopuz çalıb,söz söyləyib,bütlərin olmadığı dövrlərdə əski türkər Göy Tanrıya- Göylərin və yerlərin Rəbbi olan Allaha inanırdılar.Hər şeyin yaradıcısı və yox edicisinin varlığı haqda biliklər ikinci dəfə gəldiyindən min illər öncə gəlmişdi və ya göndırilmişdi,İlahi varlıq tərıfindən Türk ellərinə,Asiya bozqırlarına,Altaylara.Türk ellərinin Şamanı,Kamı vardı və onlarln sözləri ocağın işığını Günəşin ziyasından üstün edirdi,türk ellərinı gecənin qaranlığında.Qurani-Kərimdə Allah Təala buyurur ki, “Biz heç bir qövmü peyğəmbərsiz buraxmadıq”. Bəli,türk torpaqlarında da peyğəmbərlər gəzmiş,Allahın uca adını günəşin goğub batdığı yerə qədır daşımışlar.Güclərinin yetdiyi qədər.Daha sonra türk sərkərdəlıri günəşin doğub- batdlğı yerə qədər getməyə çalışmışlar.Günəşin doğduğu yerdə dəniz vardı,batdlğı yerdə də.Elə buna görədir ki,qara sevdamız dənizlər olmuşdur.Bu gün də elə bir dəniz,çay,göl yoxdur ki,onun sahilini yuduğu torpaqlarda türkün,türklüyün izinə rastlanmasın.
Şamandan,Kamdan danışdıq.İsa peyğəmbərin davamcıları “havari”lər var,Məhəmməd peyğəmbərdən sonra onun gətirdiyi dinin davasını,təbliğini edən müctəhidlər,Allah dostları- sufilər vardı Şamanın türk ellərində irşad təbliği aparan bir peyğəmbərin davamçısı olmadığı nə məlum?
Bu peyğəmbərlər tarixdə niyə qalmadılar? Tarixdə hansı peyğəmbərlər qaldı? Hz.Lut qövmü ona inanmadı və həlak oldu.Hz.İsmayıl – onun soyundan gələnlər yollarını elə azdılar ki,özlərindən olan,sonuncu peyğəmbərə etmədikləri pislik qalmadı.Hz.Musa qövmü o qədər azmışdı ki,Allah Təala kitabların sonuncusu Qurani-Kərimdə özünün var etdiyi və yaratdığı bir qövmü lənətlədi. Hz.İsanın peyğəmbərliyini 300 il sonra qəbul etdilər.Və s. və s.Bu peyğəmbərlər ona görə unudulmadı ki,sonuncu kitab- “Quran”da hər birinin qissələri,başlarına gələn müsibətləri özlərindən sonra gələn qövm və insan tərəfindən unudulmasın deyə tək-tək yazılmışdı.Və belə də oldu.Qurani-Kərimdə yazılan heç bir şey unudulmadı.Haqlarında məlumat verilən 27 peygəmbər də eləcə.
Yer üzünə 124 min peyğəmbər gəldiyini söyləyirlər Bəs onların taleləri haqda harda məlumat verilib.Deyə bilməyəcəyəm- bəlkə hansısa
İlahi bir kitabda?
Hər bir qövmə ayrı bir peyğəmbər gəldiyinə görə demək ki,türklərə də peyğəmbər gəlmiş.Bəs niyə adı tarixdə qalmamış? Yuxarıda gördük ki,adları tarixə düşən peyğəmbərlərin heç biri qövmləri tərəfindən qəbul edilməmiş.Demək tarixdə faciə yaşayan peyğəmbərlər qalır.Türklərin peyğəmbərlırinin tarixdə qalmamasının sıbəbi bəlkə də onların peyğəmbərliyinin türklər tərəfindın qəbul edilməsi olub.Bu,sadəcə minlərcə ehtimaldan bir güclü dəlil ola bilər.Türklər islamiyyət onların torpaqlarına gələnə qədər və ondan sonra da bir tək Tanrlya- Göy Tanrıya,VIII əsrdən də tək Allaha inanmışlar.Və heç bir zaman da əqidədın dönməmişlər.Dönüklük diğər millət və qövmlər üçün xarakterik olsa da,Türk ulusuna xas olan bir şey deyil…

Əbilin gündəliyindən:

Mənbə:  Etibar Əbilov

ƏBİL ƏBİLOVUN YAZILARI

>>>> ƏN ÇOX OXUNAN HEKAYƏ <<<<

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ

===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Aydın Qasımlı – “TT”

TÜRK – TARİX

“Tarixi faktlar sübut edir ki, ingilislərin 100 il idarə edə bilmədiyi Hindistanı, əsas da onun şimal hissəsini 1300 ildən çox türklər idarə edib.Avropanın 60 il idarə edə bilmədiyi ərəb ölkələri də təqribən 1000 il türk milləti tərəfindən idarə olunmuşdur.İran (Persia) adlanan ərazini də 1000 ildən çox türklər və biz idarə etmişik.Qürur duyulası tariximiz var. Hələ Assurları, Misiri məğlub edən, Ərəb Xilafətini ələ keçirən, dünyanın 3 qitəsində yüzillərlə söz sahibi olan türkləri demirəm. Roma papasını diz çökdürən Atillanın (Hun) İmperiyasını, Çini lərzəyə gətirmiş, Böyük Çin Səddini tikməyə səbəb olmuş Asiya Hun İmperiyasını, 300 il Rusiyada ağalıq edən, 3 Xaç Yürüşünü darmadağın edən, Şərqi Roma İmperiyasını çökdürən, Vyana qapılarına qədər gedib çıxan türkləri, Çingizxanın Monqol İmperiyasını, 600 il ən güclü və uzunömürlü dövlətlərdən olmuş Osmanlı İmperiyasını da bunun üstünə gələk. Belə olanda baxırsan ki, 2500 il Asiyanın, 1500 il Avropanın böyük bir qisminin, 400 il Afrikanın şimal hissəsinin taleyini həll edən türk millətinin tarixini silsən yerdə heç nə qalmaz.”.

Aydın Qasımlı

Türkoloq, filologiya elmləri namizədi, dosent.

Sitat onun “Türklər” kitabındandır.

Məlumatı hazırladı: Tuncay ŞƏHRİLİ

LAÇIN SİMURQ KİTABXANASI

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ

===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru