Etiket arxivi: CAROLİNE LAURENT TURUNC

Caroline Laurent Turunc – Sen…

Sen beni hiç sevmedin

Sevseydin,
Sesimi uzaklardan duyardın
Karanlık, sessiz bir sığınakta benimle olurdun

Beni hiç sevmedin

Sevseydin, kalbim Dicle ve Fırat gibi zamanın ötesinde çılgınca akardı

Sen beni hiç sevmedin

Sevseydin, ellerimin kalıntılarıyla karanlık rüyalarına düşmezdim

Kalbim göğsümde çırpınıp duruyor

Kalbime kalıcı bir dövme gibi bir kan pıhtısı yerleşti

Beni hiç sevmedin

Sevseydin, eğer, hayat beni yeniden doğururdu

Sonsuz bozkırlar gibi her yerde çiçek açardım, zamandaki tüm mesafeler kısalırdı ve sana doğru çekilen tüm sular özgürce akardı

Sen beni hiç sevmedin

Sevseydin, güneş beni yıkardı
Rüzgar beni arındırırdı

Kuşun yüksekten uçmayı sevdiği gibi maviye doğru uçardım

Göllerde yüzen bir haberci gülü gibi kendi içimde yeniden filizlenirdim.

Kısacası, beni hiç sevmedin

Sevseydin eğer, beni kendini sevdiğin gibi severdin

Gölgelerde tozlanmaya terk edildim
Sanki eski, yırtık bir fotoğrafmışım gibi, atılmış

İçimde belirsiz bir bağ
Binlerce garip ve belirsiz şeyle
Masum bir mutsuzlukla

Yukarı çıkmak yerine merdivenlerden aşağı iniyorum

Soğuk mevsimin başlangıcına nasıl inanabilirim

Rüya bahçelerinin kalıntıları

Yararsız, kırık oraklara ve tutsak tahıla nasıl inanabilirim

Ne zaman, hangi gece?

Yırtık ve kayıp
Hangi elle
Aşk ebedileştirilebilir?

Bak, kar çoktan yağmaya başladı…

18/06/2024-Paris

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

YENİ KİTAB İŞIQ ÜZÜ GÖRÜB

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Caroline Laurent Turunc – Anlat bana!

Anlat bana!

Anlat bana sevgili, bana başka bir benle olan benden bahset

Gecenin soğuk ayazında beni kucakladığında kollarında uyumayı anlat

Gözlerin benden gelen sevgiyle dolduğunda beni tekrar hatırlamayı anlat

Ve beni özlemle öptüğünde, tüm unutulmuş parçalarım
Cömert yıldızların verdiği gecenin kehribar kokusunu soluduğumda hissettiğim sevinci hatırla

Bana kağıt ağaçların gölgesinde parlayan ay ışığından bahset

Uzun ağaçların arasında çığlık atarak ve kanatlarımı çırparak toprak yollarda sana nasıl koştuğumu anlat

Anlat bana sevgili
Parlayan ışıklarım sevgilimin çocuksu gözlerinin kalbini parçaladığında güneş nasıl soğudu

Ve yeryüzünün bereketleri nasıl yok oldu

Yeşil tepelerdeki çimenler nasıl kurudu

Ölüler toprağa sığmamıştı

Yalnızlığın oyuklarında
tüm boşluklar aniden doğdu
sevginin parıltısı
adanmış topraklardan geçti
ve her yerde kayıp kuzular vardı

Koyunların sesi, çobanın flütünün sesi, rüzgarla birleşerek sessizliğin sesini oluştururken, güvercinlerin yürek parçalayan çığlıkları duyulmadı.

Tarihin gül kokulu aşk soykırımında

Gecenin kalabalıklarla ve isyanlarla nasıl birleştiğini ve parlak, kutsal bir haleye nasıl dönüştüğünü anlat bana

Ah – hapsedilmiş aşk

Zehirli bulutlar
Yıkımın habercisi rolünü üstlenen peygamberler

Umutsuzluk dolu ihtişamın nefret dolu geceleri asla yenemeyecek

Ve ben yine sevgilimin kollarında olacağım,
aşk günahın tüm renklerinden arınacak

Gecenin en karanlık sokaklarında yürürken
Sevgi dolu gözlerinin denizinde boğulacağım
Dudaklarımı kederle öpeceksin

Ben, seni seven kadın, gece esintisi, saçlarının dalgası Ben arzu şehrinin yoluyum

Her gece güneşin kıyılarını teninin kokusuyla suluyorum.

12/06/2024-Paris

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

YENİ KİTAB İŞIQ ÜZÜ GÖRÜB

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Caoline Laurent Turuncn – Arınmalıyım !

Arınmalıyım !

Güneş çoktan öldü

Sürgünden sürgüne, gelip gidiyordu

Günlerin tarihi güllerin soykırımına düşerken

Boşluk yalnızlığın girintilerinde doğdu

Ve yarın kelimesi anlamını yitirdi

Yarın dünün günleriyle karıştı, ay ışığında sensiz sokaklarla tarihe kaydı

Gökyüzü ayakların altında titredi

Tepelerdeki bütün otlar soldu
Her yer ayna görüntüsü gibi bulanıklaştı

Tanrı şahidim olsun, bir mutluluk tomurcuğuydum

Sevgi eli gelip beni dalımdan kopardı

Zavallı çılgın kalbim fışkırdı
Sevgim çocuksu gözlerden aktı

Birden anladım ki hiçbir yolum yok, hiçbir yolum yok, hiçbir yolum yok

Senden en uzak noktaya gitmeliyim

Aldatıcı günahın renklerinden kendimi arındırmalıyım

Sevginin en kirli biçiminden kendimi arındırmalıyım

Kör ve tembel ruhumu felç etmeden.

Beni yıkımdan, gereksiz arzudan korumaya çalışan her şeyi arındıracağım

Kendimi de yanıma alacağım, böylece olduğum her şey senden uzak olacak

Ah, sahte umudun sahte cıvıltısı

Donmuş derinlikler

Ezilmiş gözlerimi arkamda tutuyorum

Yaşayarak, yarı yaşayarak, tüm duygularımı toplayıp alıyorum

Kendimi diri diri gömülmekten kurtarmalıyım

Tekrar filizlenmek için

Bir kapı yeter bana, bir kapı yeter bana.

07/06/2024-Paris

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

YENİ KİTAB İŞIQ ÜZÜ GÖRÜB

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Caroline Laurent Turunc – Çiçekler…

ÇİÇEKLƏR

Ey dünyanın en güzel çiçekleri,

Ey varoluşun en tatlı gülümsemesi,

Ey bu geçitteki yolumun şefkati ve ışığı,

İnsanlara inanmak, insanlara güvenmek benim için suyun tadıydı, engebeli bir yolda yemyeşil çimen, karanlığı aydınlatan bir lamba.

Şimdi mutluluğa kin besliyorum, bir ömür geçti, Hayat solan bir yaprak gibi etrafımda soluyor.

Bütün bedenim kör, şaşkınlıkla etrafa bakıyorum

Her hatırada tozlu ayak izleri, aşkın ölümü, yokluğun yokluğu

Ve zaman kanatlarını bağlamakla meşgul

Ses çıkarabilecek her şey sustu

Anılarının gülü ruhumun derinliklerinde parlıyor

Yüzlerce anının kokusu içimde

Bir güvercin gibi çatının saçaklarına konuyorum.

O gece ve diğer tüm geceler kederin karanlığından geçmeyi bekliyor

Omuz omuza iyilik ve merhametin galip gelmesini isteyen bizden hiçbir haber kalmadı,

Acıttığın kalpten hiçbir haber kalmadı

O sokaktan geçen hiç kimseden hiçbir haber kalmadı

Her gece sanki yüzlerce kez ölmüşüm gibiydi, Yürüdüğümüz uzun ve dar yolda,

“Yorgun, kısık sesimle sonsuz mavi gökyüzünün altında çığlık atıyorum

cehaletin karanlığı serbestçe dolaşıyor

İnsanlık çoktan öldü.


03/06/2024-Paris

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

YENİ KİTAB İŞIQ ÜZÜ GÖRÜB

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Sessizlik kuşu en yüksek sesiyle çığlık attı…

Geç kaldığım bir yolculuğa çıkmak üzereydim

Sessizlik kuşu en yüksek sesiyle çığlık attı

Korku gözlerimden akıp yağmura karıştı

Aklıma daha önce hiç düşünmediğim farklı düşünceler geldi.

Gece yarısı aceleyle kapıyı çalan kimdi?

Atalarımın günahkar cehaleti
Neden yakınımda uluyor ve azap diyarının ovalarında rüzgar gibi esiyor?

Alacakaranlığın kanlı çukuruna
Yeşil topraklar diyarından gelen bilinmeyen adam kimdi?

Peki neden gelir gelmez güneşin sararmış altın rengi gölgelerine bakıyor?

Mevsimlerin kavşaklarından geçerken
Rüzgarlar onu buraya mı sürükledi?

binlerce sessiz kanarya
Boğazıma takılmış gibi hissediyorum

Keşke aşk her şeyi konuşabilseydi

Güneye ve doğuya bakan pencereden dışarı baktım ve özlemle dolu bir çift iri ela göz gördüm.

Yıllardır bu gözleri bekliyordum, uzun süre gözlerimi onlardan alamadım.

Siyah saçlı, ela gözlü adam bana doğru yürüyor, Mezopotamya’nın safir sokaklarının tozu hâlâ ayaklarında.

Sahra’nın çılgın akşamlarına doğru uzanan bin bir gece gibi

Rüzgarın devirmeye cesaret edemediği bir dağ gibi

Gökyüzü ve denizin birleşimi

Buluttan akan bir nehir
Ovada yetişen her otun çobanı

bilgeliğin ve yargının varlığı

Gökyüzündeki yıldızların altında kızıl deniz

Hayata dair iyi haberler getiren bir elçi
Sessizliğimin tüm renkleri

Sanki benim ruhum onun ruhuna yüzyıllar önce sahip olmuş gibi.

Sanki onun ruhu benimkine yüzyıllar önce sahip olmuş gibi.

O beni çok iyi tanıyor, ben onu çok iyi tanıyorum, bütün rüzgarlar tanıyor bizi.

Ey beni çiçeklendiren aşkın görkemi,

Adımı ve kalbimin anahtarını verdiğim adam

Ey kaybolan umutlarımın mutluluk kaynağı
Umut dolu gülüşünle erguvan ağaçlarına tomurcuk veren baharım

Elmacık kemiklerine hayran olduğum adam

Güneş batmadan, asker karıncalar yuvalarına dönmeden, göçmen kuşlar nervürlü dallarımda gecelemeden gel gel , seni çok özledim.

Sen kesinlikle tanrı değilsin/Kesinlikle şeytan değilsin
Aşkımızın bir hikayeyle bitmeyeceğini çok iyi biliyorum.

Parlak yalnızlıktaki bir kuşun sessizliği gibi sessizce yaklaş bana.
Bana ellerini ver
Sana yabancı olmayan ellerime dokun

Uzayan gölgen arzunun ve tutkunun salgılarını burnuma getirsin
Hüzün duvarının üzerinden geçen nefesin nefesimden geçsin

Tanrım, ne ağır bir gece, hiçlikle dolu
Sen ve ben ormanda saklanan korkunç uzun bir gölge gibiyiz

Gözyaşlarımızı kuru incir yapraklarının ardına saklamayalım, gözlerimizden akan her gümüş ve altın damlası susuz bakir toprakları sulasın.
Yüzyıllardır tenimin her kıvrımı senin tenine duyulan özlemle yanıyor.

Aşkının gelip beni çocukluğumun çemberinden çıkardığı günü unutalım. Dudaklarımdan gülümsemenin kaybolduğu, kalbimin göçlerinin kaldığı yeri unutalım.

Her bahar yeterince ayrı kalmadık mı?

Bak, çığlık atamıyorum
Günahla cehennem arasında sıkışıp kaldım

Sevgi dokunsun tenimize, saçlarımız birbirine yapışsın.
Göğüslerimiz mutluluktan çığlık atsın
Bilinmeyene doğru akalım,

Ruh’tan sonra beden birleşmeli ve saf kalan her şey
İhtiyaç sahiplerine dağıtılmalı

Dünyadaki acıların oğlu ve kızı olmalıyız
Vadilerin üzerinde uçan bir kartal sürüsü
Asla sonsuz uykuya dalmayan bir prens ve prenses
Bütün yanan mumların ışığını toplayan sonsuz bir ışık sürüsü

Mevsimlere giden her yolu aşkın en saf haliyle aşmalı, yokuşları defalarca tırmanmalı, ufuklara inmeli, tüm varoluş meşum ve vahşi gecemizin hazzıyla inlemeli.

Sen ve ben, biri bilgelik, diğeri sonsuzluk


25/05/2024-Paris

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

YENİ KİTAB İŞIQ ÜZÜ GÖRÜB

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Caroline Laurent Turunc – Süngüdeki çiçek!

Süngüdeki çiçek!

Avucumun içi bir el feneri gibi parlıyor:
Sanki karanlığa karşı bir savaşa girmişim;

İçimde çözemediğim bir endişe

Ölülerin öldüğü yerde sallanan boş beşikler bana doğru yürüyor.

Derinlerden gelen bir güneş gibi
Hala gri evreni aydınlatmaya çalışıyorum

Yere düşen her yağmur için
Gözyaşlarım tükenene kadar ağlarım

Alacakaranlığın kanlı çukurunda tanıdığım ve tanımadığım birçok çıplak kadın için ağlıyorum

Kalbime layık olmayacak olanlara
Aşkın yedi kılıcını kana boyayanlara
Ve boğazından kan kusana kadar
En güzel isimleri kirletenlere ağlıyorum.

Çelik gövde:
ölümünün sırrı
varoluşa
yankıya
Acıyı çok seviyormuşum gibi her şeyi ve her acıyı kucakladım.
Ve yalnızlığın her acısına ağlıyorum

Yarını düşündüm ve ağladım.
Yarın limon ağaçlarının çiçek açması, güzel kokularının etrafa yayılması, kokudan rahatsız olup dallarını kıranlar olması korkusuyla ağlıyorum.

İpekböceklerinin sevgisiz koza doğurduğunu düşündükçe ağlıyorum.

Zamanından önce derisini değiştirmek zorunda kalan kara yılanın acısına ağlıyorum

Kendim dışında herkes için ağlıyorum

Ey tanrıların Tanrısı, Tanrım, sanki bu evrende bir tek ben varım, nedir bu yük?
Çığlık atmıyorum!
gömülmek istiyorum
Hareket edemiyorum
Neden sadece bir sesim
-Ben şekiller arasında bir şeklim-
Ve bunun hayatıma herhangi bir anlam kattığını düşünmüyorum

Peki neden o ben olamıyorum?
Neden o narin gül goncası gibi değilim ?
Neden herhangi bir ağacın kökü ya da ormandaki herhangi bir otun tohumu değilim?

Ben sadece başı öne eğik zavallı küçük bir kız mıyım?
Cennet miydim yoksa cehennem mi?
Ben bir varoluş biçimi değil miydim, yalnızca bir itaat ve tevazu biçimi değil miydim?

Ah karmaşık umutlar
Ben sadece Aşk’ın ellerini tutmak isterken, ömrümü her çatıyı tutarak geçirdim.

tanıdık ellerimle ellerine dokunmak
Gecikmelerimizi aşkla yaşamak istedim
Konuşmak istedim
sel ve bulut gibi
ovalar ve çayırlar gibi
yağmur ve denizin konuşması gibi
baharla dans eden bir kuş gibi
ağacın ormanla konuşması gibi

Sonra köklerine inmek, seni tanımak, seni anlamak istiyorum çünkü, çünkü
Sesin bana tanıdık sesimi hatırlatıyor

Bak, duyuyor musun?
Ağaç ormanla konuşuyor
Dikenlerle oynayan küçük otlar ne kadar güzel
Büyük evrenlere sahip yıldızlar her yere dağılmış durumda

Ah, ah sevgili
Yaralarını çok iyi anlıyor ve biliyorum.
Bütün dudaklar için dudaklarınla ​​çok kez konuştum
Ellerim ellerini çok iyi tanıyor

Pırıl pırıl yalnızlığında seninle çok ağladım.
Yaşayanlar ve yaşayamayanlar uğruna.

Karanlık mezarlıkta seninle birlikte kaç asır solmuş çiçekler için dua ettiğimi unutmadım!

En güzel şarkıları seninle söyledim
Çünkü her baharın ölüsü,
Hayatta en çok aşık olanlar onlardı.

Ve çok iyi biliyorum

Atlılar durmamalı
Alarm zilleri çalarken
Yanmış çitin yanında
İnsan sessiz kalmamalı

Çünkü yaralar aynı
Ve yaranı anlıyorum
Çünkü benim iç sesim senin iç sesini biliyor
Sesim sesine benziyor

Hadi seninle yalnızlık hakkında konuşalım
Dudakların bana güzelliği fısıldasın
Tenin tenimi kucaklasın, bedenlerimizden aksın, aşk şehveti zeytin ağaçlarını, çorak tarlaları sulasın.

Bedenimizin her kıvrımı sonsuzluğu yaratacak bir söz olsun, her asır arasında doğan bir gün doğumu gibi, her ışık yolundan geçen bir ışık olsun.

Gel gel hayata dair müjde veren elçi
Sessizliğin sesi olalım:

Mor tomurcuklar açmadan, soğuk kara rağmen baharlar gülümsesin

Hatırlıyor musun? Eski evimizin arka bahçesine diktiğimiz yaseminler o kadar güzel büyüdü ki çiçek açmaya başladı.

Gel, gerçekleşmemiş tüm hayalleri bir kenara atalım
Batan güneşin ateşinde
küle dönüşene kadar
Bizi zayıflatan her şeyi unutalım

Şimşeklerin isyankar çığlığı
Sabırsız bulutun rahminde
Döllenme anıdır.
Var olmak da var olmamak kadar acıdır. Özellikle ilkbaharda…”
24/05/2024-Paris

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

YENİ KİTAB İŞIQ ÜZÜ GÖRÜB

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Caroline Laurent Turunc – Tamamen Özgür.

Sen bulutların üzerinde yürüyen bir tanrıydın ve ben de bulutların üzerinde çıplak bir dağdım
Varoluşun tüm donuk aynaları, uzak dalgaların uğultusuyla dilimin ucuna yapışan bir hüzün şarkısını söyletiyor bana.

Derin düşünceler içinde derin bir nefes aldım
Seni aradım ve bulduğumda çorak topraklarda ıssız kalan üç taşla meçhullere doğru aktın.

Sana çıkan her yol gecenin karanlığına, içinden geçtiğim her çiçek bahçesi dikenli bahçeye dönüşüyor.

Saniyeler geçtikçe ruhum boğuluyor, ağaçlara tünemiş kuşlar çığlık atıyor.

Dehşetimin sessizliği sessiz mevsimler gibi köpürdü
Ayak parmaklarımın yankısı gökyüzünün yankısına karıştı
Aşkın zevkiyle
Ateşli dallarımdan kızıl nehirler akmaya başladı ve Akdeniz kıyıları boyunca uzandık .

Tenimizden fışkıran alevler bizi bayıltıncaya kadar Yemen hurması eşliğinde kırmızı şarabımızı yudumladık.

Çığların, dikenlerin arasında aşk acısıyla kanat çırpan güvercinler
Yüzlerce çıplak giyinmiş iri göğüslü kadın
Kirpiklerimin altındaki koyu gözlerim bana sinsice baktı

Uykusuz gecelerimde seni görmeye alışık değildim
Uzun yokuşlarda hissetmeyi beklemediğim bir şehvetle
Çıplak tenin benimkine dokunduğunda ürperdin
Vahşi atlar gibi dörtnala tarih sayfalarına koştuk

Bir veda gibi saran hüzün, tüberküloz gibi, sarı humma gibi, ateşle parlıyor
Ve vahşi bozkırların rüzgarıyla
Çığlığımızı yeşil gökyüzüne taşıdı

Sanki Tanrı ateşini isminden çalıp bana vermiş gibi
Bir parmağımda bulutları taşıyorum
Diğer parmaklarımla dokunduğum her şey önümde küçülüyordu.
kıyı denizleri
Sağımdaki sancak
çiçekli bahçeler
çocukluğumun anıları

Gözyaşlarımı tutan her şeyden, dehşetimin sessizliğinden kaçmak ister gibiydim.
gecikmiş duygularım
Ve her satırın ucunu ipek kıvrımlarının arasından geçiriyorum

Yağmalanmış arzularla geçiyoruz mor pencerelerden, palmiye ağaçlarından, taşlı tepelerden
Yüksek bir ışık gibi iniyorsun, gecenin karanlığı gibi zamana karışıyorsun.
Bir insan heykelinin bedenine inen ruh ışığının parıltısı gibi

Sokaktaki gölgem benim değildi
Sokaktaki gölgen senin değildi

Aşk saklandığı yerden çıktı
Kaldırımlar daraldı
Bütün kapılar küçüldü

Artık yabancı, bilinmeyen bir hayalet gibiydim
Vadiler kokulu tırnaklarımın altında çiçek açıyor
Tenler susuzluğunu giderdi , çalınan kalbin suyu aktı.
Bilinmeyen şeyler ortadan kayboldu.

En ufak detayları kar rengine boyadım
Bana herşeyi tattıran anlarla barıştım
Küçük penceremden dışarı baktım
Eski yaralarımdan çok uzakta
Varlığımın meyvelerini toplamanın keyfini çıkardığım bir yerdeyim

Tamamen Özgür.

20/05/2024-Paris.

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

YENİ KİTAB İŞIQ ÜZÜ GÖRÜB

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

WWW.KİTABEVİM.AZ

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Caroline Laurent Turunc – Susuzluğun esintisi!

Susuzluğun esintisi!

Ey sevgili, yokluğun beni öyle alıp götürdü ki, sanki zamanın duvarındaki kara bir delik beni yutmuş ve eski bir rüyanın çığlıklarıyla bilinmezliğe doğru akıyorum.

Ruhumdaki yaralar, bilincimin rüzgarsız kapıları, kendiliğinden uğultulu sesler çıkararak derin bir şaşkınlık içinde hiçliğin hiçliğine düşüyorlar.

Susuzluğun esintisi, dalından düşen bir yaprağın sallanması gibi beni yukarı aşağı sallıyor.

Hınzır yağmur çınlayan sesiyle sensizlikten zayıflamış kaburgalarıma yağıyor.
Filizlenmeyi bekleyen dikenler büyüyor dallarımda

Asırlardır susuz kalan bir karaağacın gölgesi, beni biraz yorgun, biraz da yoksul bırakarak sonsuza kadar kalbime sığınma cesaretini bulur.

Dudaklarına hasret doyumsuz nar kırmızısı dudaklarım lav ateşi gibi yanar,

Susuzluğun esintisine rağmen ipeksi bir görünüme sahip olan bedenim bana bakıp alaycı ve öfkeli bir şekilde gülümsüyor.

Bundan da cesaret alan tenim, senin tenine olan özlemle kükrüyor ve baş döndürücü kokular üretiyor.

Allah’ım bu nasıl bir kader?
Ben ve senin ayak izlerin bu uçsuz bucaksız evrende yalnız kaldık

Daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum, sabrım tükenmek üzere, çölün kumları üzerinde yürüyen bir tepeye benzemeye başlıyorum, hayat nehrim kanıyor, her esinti narin yüreğimi acıtıyor, çöl derinleşiyor içimde.

Uzun zaman önce…
Gecenin büyüleyici eli
Üzerimde hüzün esintileri eserken, yüzümün parlak ışığı aya ve güneşe sonsuz bir mutlulukla eşlik ediyordu.

Şimdi soruyorum karanlığın kuşlarına?

Her gecenin karanlığına en güzel kokuları saçan ruhum neden bu kadar çabuk sevgisizlik diyarına düştü?

Tek duyduğum rüzgarın uğultusu
Çocukluğumun tozlu yollarından yükselen tozlu sis kokusu

Kendimi teselli mi ediyorum bilmiyorum

Biliyorum denizlerin ötesinde bir şehir var ve o şehirde kalbimin derinliklerinde boğulan bir aşk var ve o aşk beni yalnızlığın uğultusundan kurtaracak.

Çok uzun zaman önce atalarım bu topraklardan söz etmişti.
Zarif atlıların toynaklarının izleri vardı
Yukarıdan inmeyen masmavi bir gökyüzü vardı
Dakikalarını tekrarlayan güvercinler
Hiçbir şey uğruna kendini feda eden tatlı bir huzur

Bunu hatırlamak hoşnutsuzluğumu biraz olsun hafifletti.

Artık biliyorum ki bir gün geleceksin ve birlikte yaşam boyutlarının yalnızlığına korkusuzca düşeceğiz, sonra da dünyanın en güzel yığınından rengarenk çiçekler gibi açacağız.

09/04/2024-Paris.

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

YENİ KİTAB İŞIQ ÜZÜ GÖRÜB

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“ULDUZ” JURNALI PDF

“XƏZAN”JURNALI PDF

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Caroline Laurent Turunc: Unutulmayı bulmalıyım !

Unutulmayı bulmalıyım !

Issız bir nehrin başındayım
Suda güneşsizliğin çığlık atan ayak izleri var

bulut yok
rüzgar yok
Güneş karanlıkla çatışıyor

Gökyüzünde sonsuzluğa doğru akan beyaz bir deniz

Beyaz Deniz’in ötesinde, buğday tarlasının kenarında, ışığın çocukları, bazıları gülüyor, bazıları kör oluncaya kadar ağlıyor

Sonsuzluk her yere akıyor, her yerden lav ateşi gibi ışıklar fışkırıyor. Işıklardan bazıları bakır bir tepsinin üzerine dizilmiş, çağrılmayı bekliyor.

Şafak toprakla evlenmek üzereydi

Uzaktan burnuma ekmek kokusu geldi.
O kadar yorgundum ki acıktım ve ekmek istedim.

Etrafıma baktım, evren bana bakıyordu ve onu tatlı bir gülümsemeyle karşıladım.

Uzaktan güçlü bir ses beni çağırdı

Tanıdık bir sesti bu, havanın bir yaprağı tanıdığı kadar tanıyordu beni.

Kavak dallarının arkasından gelen hüzün gibi, adım attığım her yerden hüzün yağıyordu yüreğime.

Acaba ağaçların arasında kim vardı ve bu hüzün yağmurunu kim yağdırıyordu?

Kalbimde bir şey var, tek bir ışık meşesi, şafağın uykululuğu gibi

Şefkatim var, elmalarım var, inancım var

Vadinin kenarına, dağın kenarına koşsam aydınlık ve saf bir yere ulaşmam ne kadar sürer diye düşündüm.

Saatin donmuş gölüne sıcak bir ışın düşmek üzereydi

Dağın ötesinde, böcekler hüzün çukuruna düşmeden önce
Gelişini ruhuma dökmeyen bir çapa
Ve unutkanlık gölüne düşmeden gitmeliyim

Düşünmeye vaktim yok, yola çıkmam lazım.

Yolda bir yonca korusu. Sonra bir meyve bahçesi, sonra rengarenk çalılar.
Ve dünyamın kıyısı olan unutuşu bulmalıyım.

Bir sazlığın kenarında durmak yerine rüzgarın esişini dinlemeliyim: Beni kim arıyor, benimle ne konuşmak istiyor?

Her şeyi bilmeliyim
Kalpleri sevgi dolu olanlar
sudaki gölgeler
Yaprakları rüzgara düşen her şeyi bilmeliyim

Pınarın tavanından kırlangıçların cıvıltısını duymalıyım

Sözlerim bir çimen bıçağı kadar net
gelip haber getireceğim

Elçinin ayak sesleriyle, Günün yaklaşmasıyla, Kırmızı gülün sesiyle, Kaba sözlerin çitleri arasından, Müjdeler getireceğim.

Ben ateşim, ben suyum, ben ışığın çiçeğiyim
Her damara farklı renkte ışık tutacağım.

04/04/2024-Paris

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

ZAUR USTACIN YAZILARI

> > > > MÜTLƏQ OXUYUN !!!

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“XƏZAN” JURNALI PDF

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru

Caroline Laurent Turunc: Hiçlik bulutu !

Hiçlik bulutu !

Gidiyorduk; Ne yüksek bir gökyüzü ne de güneşli bir yolculuk vardı.

Seninle benim aramda bir yol vardı
Yol kenarında bir ölüm

yukarıda kara bir bulut;
Hayatın kıyısında kuşlar vardı,

Rüzgar hüzünlü bir şarkı söylüyordu

Gecenin ötesinde geceye baktım

Gökyüzü aniden bir kükremeyle sıçradı

Dışarıya doğru akan bir nehir oldum

Yamaçlarımdan çiçekler topladın

Gizemli bir uğultu sesiyle irkildik.

Sonsuzluğa bakan bakışlarımıza zaman yağmur gibi akıyordu.

Toprak derin bir uykudan çığlık atarak uyandı

En yüksek sessizliğimle sana seslendim
Gözlerinden zeytin taneleri aktı, hepsini ellerimle topladım,

Ayrılık vaktiydi, sel gibi akmaya başladık asırlara doğru, sonra sen bir ülke oldun, ben başka bir ülke.

04/04/2024-Paris

#carolinelaurentturunc

MÜƏLLİF: CAROLİNE LAURENT TURUNC

CAROLİNE LAURENT TURUNÇ

CAROLİNE LAURENT TURUNC

Mustafa Müseyiboğlu adına kitabxana

ZAUR USTACIN YAZILARI

> > > > MÜTLƏQ OXUYUN !!!

“ƏDƏBİ OVQAT” JURNALI PDF

“YAZARLAR”  JURNALI PDF

“XƏZAN” JURNALI PDF

YAZARLAR.AZ
===============================================

<<<< WWW.YAZARLAR.AZ və  WWW.USTAC.AZ >>>> 

Əlaqə: Tel: (+994) 70-390-39-93   E-mail: zauryazar@mail.ru